POZİTİF DÜŞÜNCE

PANiK BOZUKLUK

PANİK BOZUKLUK Panik bozukluğu yaşanması en zor ama tedavisi en kolay ruhsal hastalıklardandır. Yaşanan tablo tam bir panik ve kaos tablosudur. Aynen yaşamı tehdit eden, ölüm ya da kötü bir fiziksel durumda kalmayı çağrıştıran bir durumdur. Kalp çarpıntısı, titreme, terleme, nefes alamama ya da aldığınız nefesin yetmediği hissi, yoğun bir kaygı ve korku tabloyu tamamlar. Ağır durumlarda evden çıkamama veya sürekli açık alanlarda, sağlık kuruluşlarının yakınında bulunma istekleri söz konusudur. Her türlü fiziksel hastalığı taklit edebilir. Genelde duyarlı ve titiz yani obsesif kişilik dediğimiz kişilik yapılarında ortaya çıkar. Sebepsiz sanılsa bile terapi sürecinde mutlaka bir takım bilinçaltı bağlantılara ulaşılmaktadır. En sık görülenleri bir kayıp veya kaybı çağrıştıran durumlardır.

PANİK ATAĞI ÖNLEME ÇALIŞMALARI

Panik atak iki aşamalı bir çalışmayla önlenebilir: 1.Kişinin içten içe yaşadığı endişe duygusunu kontrol altına alarak paniğe kapılma korkusunu azaltmak. 2.Panik yaratabilecek olaylardan ve duygulardan kaçmamak. Panik atak tehlikeli değildir ve panik yaratan olaylarla yüzleşmeliyiz.

SAKİNLEŞMEK İÇİN YENİ YÖNTEMLER

Endişenin oluşturduğu fiziksel rahatsızlıkları azaltma yöntemleri:Eğer panik ataktan şikayetçi iseniz , büyük bir olasılıkla gergin bir hayatınız vardır ve kendinizi büyük bir baskı altında hissediyorsunuzdur. Stresli bir işe başlamadan önce ve iş sırasında düzenli, yavaş ve sakin nefes almak, bazı insanlara çok yardımcı olur. Böyle nefes almanın kolay yolu, burundan derin ve yavaş bir nefes almaktır. Bir diğer yöntemde kendinize sakinleştirici sözler söylemenizdir. ÖRNEK:Sakinleş,rahatla ya da barış gibi Bir başka yöntem , nefes alma tekniklerini , canlandırma yöntemi ile (imajinasyon ) birleştirmektir. Güneşli bir günde kumsalda yattığınızı hayal edin. Sıcak güneş sırtınızda ve sıcak kumlar altınızda. Nefesinizi diyaframınızda yoğunlaştırın ve her nefes alışınızda “ sıcak “ , her verişinizde de “ rahatla “ sözlerini tekrarlayın ve kaslarınızı gevşetin.

YÜZLEŞME YÖNTEMLERİ

1.Endişeden oluşan reaksiyonlar doğaldır ve zararlı değildir. 2.Yavaş ve derin nefes almayı ihmal etmeyin 3.Gerçekten yaşadığınız olaylara odaklanın – olmasından korktuklarınıza değil 4.Korkunuzun azalmasını bekleyin ve gözlemleyin PANİK DOLU DÜŞÜNCELER VE AKILCI ALTERNATİFLER

1.Panik dolu düşünce :"Ben her zaman ......da paniğe kapılırım." Akılcı alternatif:"Ben olasılıkları düşündüğümde paniğe kapılmam." 2.Panik dolu düşünce :"Ya bayılırsam " Akılcı alternatif:"Daha önce paniğe kapıldığım için hiç bayılmadım" 3.Panik dolu düşünce :"Kalp krizi geçireceğime eminim." Akılcı alternatif:"Panikten oluşan bedensel tepkiler tehlikeli değildir. Vücudum yalnızca korkumu yansıtıyor." 4.Panik dolu düşünce :"Ölebilirim" Akılcı alternatif:"Şimdiye kadar kimse panikten ölmedi"

NE YAPMALI?

Endişeye kapıldığınız bir durumda , endişenizin çoğalarak panik atağa dönüşeceğine mi inanıyorsunuz? Yapmanız gereken birkaç önemli ipucu : • Düşüncelerinize meydan okuyun • Başarıya ulaşmak için pratik yapın • Kendinizle konuşun • Gerçekten ne hissettiğinizi ayırt edin • Problemlerinizi tek tek çözmeye çalışın • Başarılarınızı hatırlayın • Kendinizi cesaretlendirin • Arkadaşlarınızda , ailenizden ve/veya bir terapistten destek alın.

PANİK ATAĞI NEDİR?

Aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman 'kriz" adını verdiği bu nöbetlere biz  PANİK ATAĞI diyoruz. Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde,en yoğun düzeye çıkar, çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarak da l saat kadar devam  ettikten sonra kendiliğinden geçer.

PANİK ATAĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma
  • Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması
  • Terleme
  • Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma
  • Soluğun kesilmesi
  • Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek ya da bayılacak gibi olma
  • Uyuşma ya da karıncalanma
  • Üşüme, ürperme ya da ateş basması
  • Bulantı ya da karın ağrısı
  • Titreme ya da sarsılma
  •  Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
  • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu
  • Ölüm korkusu

Bir Panik Atağında bu: belirtilerden EN AZ 4 YA DA DAHA FAZLASI bulunur. Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise Kısıtlı Panik Atağı adı verilir.

PANİK BOZUKLUĞU NEDİR?

Panik Bozukluğu,

• Tekrarlayan, beklenmedik Panik Atakları ve

• Ataklar arasındaki zamanlarda başka Panik Ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma,

• Panik Ataklannın 'kalp krizi geçirip ölme', 'kontrolünü yitirip çıldırma' ya da felç geçirme' gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma ya da

• Ataklara ve olası kötü sonuçlanna karşı önlem olarak (işe gitmeme,spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

PANİK BOZUKLUĞU NASIL OLUŞUR?

İlk atak başlıyor:

Hiçbir neden yokken ve birdenbire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı ya da baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşmaca da baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır.

Kişi 'kalp krizi' geçirdiğini ya da felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir 'ölüm korkusu' ya da 'felç olma korkusu' yaşar.

Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, 'kontrolünü kaybetmeye' ya da 'çıldırmaya başladığını1 düşünerek kendisine ya da çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da  acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi öldüğü sorulduğunda doktorlar 'hiçbir şeyi yok' ya da "stresten olmuş' derler, Çoğu zaman sakinleştirici bir  iğne yapılarak evine gönderilir.

Ataklar tekrarlıyor:

Bir süre sonra Panik Ataktan tekrarlar. Hasta, her yeni  atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiç bir şey bulunamaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bîr şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hâsta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.

Beklenti Anksiyetesi gelişiyor.

Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir Panik Atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe 'beklenti anksiyetesi' adı yerilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok artınr. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkulan pekişir.

Yoğun ve Sürekli Üzüntü:

Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkarlar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

Davranışlar Değişiyor:

Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları "felaketler"e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar.

Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol/madde/ilaç kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzere de yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar.

Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem olarak evdeki bütün bıçaklan kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıktan, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin, eşinin/ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için; ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür.

Bu hastalan gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da guzergahlannı muayenehane, eczane ve acil servis ,. bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

AGORAFOBİ NEDİR?

Hastaların %60'ından fazlası, atakların geleceği yer ve

durumlardan kaçınmaya başlarlar.

Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz,

otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, .« asansöre binemez, dar sokak ya da köprülerden geçemez, pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar. Bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastalann, yalnız başlanna Panik Atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına Agorafobi adı verilir.

PANİK BOZUKLUĞU NASIL BİR HASTALIKTIR?

Panik Bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve  çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık, 3-4'ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

PANİK BOZUKLUĞU NEDEN OLUŞUR?

Panik Bozukluğunun neden oluştuğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır.

1. Panik Bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.

2. Panik Bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda  ortaya çıkan ve tamamen 'doğal ve zararsız' olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da 'kalp krizi geçiriyorum, öleceğim', 'çıldınyorum', "felç olacağım" şeklinde yanlış yorumlanması ile oluşur.

TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Panik Bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır.

Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:

1. İlaç tedavisi,

2. Bilişsel-davranışçı tedavi

1. İlaç Tedavisi:

İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek Panik Bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır. İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdürüldükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.

2. Bilişsel-davranışçı tedavi:

Bu tedavide iki amaç vardır:

1. Hastanın, aslında tamamen 'zararsız' olan Panik Atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.

2. 'Panik Atağı gelirse' endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden 'alıştırılması' amaçlanır.

EN İYİ SONUÇ, BU İKİ ÇEŞİT TEDAVİNİN BİRLİKTE UYGULANMASI İLE ALINMAKTADIR.

LÜTFEN UNUTMAYINIZ!

• PANİK BOZUKLUĞU, KESiNLiKLE ÖLÜME YA DA ÇILDIRMAYA VEYA FELÇ OLMAYA YOL AÇAN BİR RAHATSIZLIK DEĞİLDİR.

• DOKTORUNUZ ÖNERMEDİKÇE KORKULARINIZ İLE BAŞETMEK İÇİN KALP, TANSİYON, ÇARPINTI İLACI, VİTAMİN, SAKİNLEŞTİRİCİ İLAÇ YA DA ALKOL KULLANMAYINIZ YA DA 'GEREKİR' DİYE YANINIZDA TAŞIMAYINIZ.

• SADECE DOKTORUNUZUN ÖNERDİĞİ İLAÇ YA DA İLAÇLARI KULLANINIZ.

• İLACINIZI DOKTORUNUZUN SÖYLEDİĞİ ŞEKİLDE VE DOZDA KULLANINIZ, O GÜN İYİ YA DA KÖTÜ OLUŞUNUZA GÖRE DOZU AZALTIP ARTIRMAYINIZ.

• TAMAMEN İYİLEŞSENİZ BİLE DOKTORUNUZA DANIŞMADAN TEDAVİNİZİ KESMEYİNİZ.


 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=